İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ni Kim Kurdu?
Hukuk Fakültesi… Herkesin gözünde, bir gün hakim ya da savcı olmak isteyenlerin en gözde hedefi, fakat kurucusu kimdir, nasıl bu kadar büyük bir eğitim kurumu haline gelmiştir, sorusunu düşünmek, sanırım bizlerin pek de gündeminde olmaz. Peki, gelin biraz bunu eğlenceli bir şekilde ele alalım! Hukuk fakültesini kim kurmuş olabilir? Elbette, bu soruyu sorarken hem geçmişin derinliklerine iniyor hem de farklı bakış açılarıyla süreci yorumluyoruz. Tabii, her zaman olduğu gibi, erkeklerin çözüm odaklı yaklaşımı ile kadınların empatik bakış açısını da mizahi bir şekilde harmanlayacağız.
Erkeklerin “Kesinlikle Stratejik” Yaklaşımı ve Kadınların “İlişki Odaklı” Bakışı
Beni tanıyanlar bilir; erkeklerin sorunlara yaklaşımı genelde “Hadi hemen bir çözüm bulalım ve bunu adım adım yapalım” şeklindedir. Yani İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin kurucusunu merak eden bir adam, “Hadi bakalım, kimdir bu adam, kim kurmuş? Çözüm odaklı, verileri bulalım, kolayca öğrenelim ve vakit kaybetmeden konuyu sonuçlandıralım!” şeklinde düşünecektir.
Ama bir kadının bakış açısı biraz farklı olabilir. Kadınlar genellikle daha ilişki odaklıdır. Yani, “Hukuk Fakültesi’ni kim kurdu, tamam ama bu kurucu kişi İstanbul’a nasıl bir etki yaratmış? Bu okula kimler gitti, hangi ilişkiler kuruldu, kimse birbirine ne zaman selam vermedi de kırıldılar?” şeklinde bir soru sormayı tercih edebilirler. Haliyle, biz de bu yazımızda her iki bakış açısını harmanlayarak, hem stratejik hem de ilişki odaklı bir hikaye oluşturacağız!
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin Kuruluşu
İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin temelleri 19. yüzyılda atılmaya başlandı. Burada başrol oyuncumuz, Tanzimat dönemi Osmanlı padişahı Sultan Abdülmecid! Yani, eğer bir adam çözüm odaklıysa, bir kadının ise ilişki kurma konusunda takıntıları varsa, ikisi de bu sorunun cevabında buluşuyor: “O zamanın Sultan’ı, tam bir stratejistti!”
Sultan Abdülmecid, dönemin en önemli reformlarını gerçekleştiren liderlerden biri olarak, eğitim alanında da köklü değişikliklere imza atmıştı. İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi de tam bu reformların bir sonucu olarak kuruldu. 1846 yılında kurulan bu fakülte, aslında sadece Osmanlı İmparatorluğu’nun ihtiyacı olan modern hukukçuları yetiştirmekle kalmadı; aynı zamanda Batı hukuk sistemini tanımak, öğrenmek ve bu bilgiyi kendi topraklarında kullanmak için büyük bir adım oldu. Peki, bu adım kimin? Elbette Abdülmecid’in!
Hukuk Fakültesi’ne Giden Yolda Atılan Adımlar
İstanbul Üniversitesi’nin Hukuk Fakültesi, 1846 yılında kuruldu ama bu sadece başlangıçtı! Eğitimde köklü bir değişiklik yaparak Osmanlı İmparatorluğu’nun entelektüel yapısını şekillendiren bu devrimsel hareket, zaman içinde daha pek çok düzenlemeyi de getirdi. Bugün, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin bulunduğu nokta, bu kadar çok yıllık mücadelenin ve özenli çalışmaların bir sonucudur. Yani, Sultan Abdülmecid ve onun akıl hocası olan önemli Osmanlı bürokratlarının stratejik kararlarının bir meyvesidir!
Kadınlar da işte bu noktada devreye giriyor. Hani, bazen “Bir ilişki, bir eğitim kurumundan daha uzun süre sürdü” deriz ya… İşte, Hukuk Fakültesi de tüm bu yıllar boyunca pek çok kişiyi bağladı, pek çok ilişkiler oluşturdu ve bir şekilde ülkemizin eğitim ve hukuk yapısının temellerini şekillendirdi. Bu okulda kurulan arkadaşlıklar, yolculuklar, yüksek lisans ve doktora çalışmalarındaki yeni arkadaşlıklar bugün hala hayatta!
Sonuç: Hukuk Fakültesi’nin Kuruluşu – “Yönetim ve İlişkiler” Üzerine Bir Ders
Hukuk Fakültesi’ni kim kurdu? Cevap çok basit aslında! İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin temellerini atan kişi, Tanzimat dönemi Osmanlı padişahı Sultan Abdülmecid’tir. Ancak, o zamandan bugüne kadar olan süreçte, erkeklerin stratejik adımları ve kadınların empatik bakış açıları da önemli bir rol oynamıştır. Hukuk fakültesi, sadece bir eğitim kurumu olmanın ötesinde, pek çok kişi için yeni başlangıçların, arkadaşlıkların ve ilişkilerin de başlangıcıdır.
Evet, bu kadar ciddi ve köklü bir konu hakkında konuşurken bile, hem stratejik hem de ilişki odaklı düşünmenin güzelliklerine değinmiş olduk. Siz de bu tarihi olayla ilgili kendi yorumlarınızı bizimle paylaşın!
Peki, sizce İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne giden yolun en ilginç noktası neydi? Yorumlarda görüşlerinizi belirtin, bakalım kim ne düşünüyor!